Mevsimin bahar olduğu, gençliğin tomurcuk tomurcuk çiçek açtığı, güneşli bir geleceğin önünüzde harika bir hayat vadettiği o yaşlar mı?
Yoksa aile, kariyer, ev bark halledilmiş, güvenli bir konfor alanında yaşanan o kendinden emin yaşlar mı?
Belki de çoluk çocuk sizin kanatlarınız altından çıkıp kendi rotasında yoluna devam ederken, sizin de kendi hayat patikanıza geri döndüğünüz, yapılacaklar listenizin büyük bölümünün kişisel keyfe döndüğü yaşlar mı?
Veya bu sefer sizin birilerinin kanatlarının altındaki güvenli limana park ettiğiniz, zamanın yavaş aktığı, zihnin geçmişteki hareketli hayatın yorgunluğunu sakince dinlenerek özümsediği yaşlar mı?
Genelde sorumlulukların masaya tabak koymak, okul çantasını kapının önüne bırakmamak ve her fırsatta oyunların büyülü dünyasında kendini kaybetmek olan o ilk yaşlarımız gelir akla.
Bu şekilde anlatınca hepsi de pek güzel geldi değil mi? Bana da :)
Oysa gerçeklerin acıtan dünyasında pek çoklarının ebeveyn ve elalem sıkıntıları yüzünden hayatının ilk evresinin cehennemden hallice yaşandığı ve gençlik denen pırıltılı zamanların sınav, iş ve para derdi yüzünden heba olduğunu da kabul etmek gerek.
Kalbe değil, olması gerekene odaklanarak yapılan evlilikler, memleketin olanca derdinde geleceği ebeveynlere dert olan çocuklar ve zorbalığın en âlâsını yaşatan iş hayatı ile yetişkin hayatı da çoğu durumda umut vermiyor.
Sanırım zamanında bütçeyi denkleştirenlerden iseniz en güzeli emeklilik diyeceğim de, sayısı azdır tahminimce.
Giderayak zamanlarda ise kendi kozasında ve saplıklı değilseniz zor iş yaşamak zannımca
Ben hepsini çok sevdim ama giderek daha da güzelleştiklerini düşünüyorum doğrusu. İnsan elindekine şükretmeyi ama hep daha iyisi için çabalamayı bırakmamalı.
Nov 30
at
2:13 PM
Relevant people
Log in or sign up
Join the most interesting and insightful discussions.