I. Şehir Mektubu (Ahmet Rasim)
Ne dersiniz? Eyyam-ı huceste-i bahar birbirini velyeden yağmurlarla taravet-i tabiiyesini kaybederek sümbülleri perişan, ruhları solgun, ağlamış bir bikr-i cemali andırdı. Her sabah şahsar-ı gülde şebnem taharrisiyle tecdid-i mezamine bahane-cûy-i iştiyak olan şairlerimiz galiba her seher sicim gibi düşen bârâna tutularak bu taziyane-i sanihatberendazın tesiriyle bütün bütün lâl oldular. Bu sene andelib-i binevayı dinleyemedim, bir verd-i mutarra koklayamadım diye izhar-ı teessür eden şairin birine dem-i hazanı tavsiye ettim.
Bahar, bakıye-i ömr-i fanisini adalarda geçirmek üzere o cezayir-i dilnişine çekilmiş gibi oralarda pür-tab u taravet duruyor. Guya çemenler yeniden bitiyor zannedilecek mertebede sebzagin, çamlar yeni yapraklanmış görünüyor. Bu mevsimin icabat-ı tabiiyesinden mi nedendir ne kadar bulutlu, yağmurlu olursa olsun yine seviliyor. Denizdeki mevceler en şiddetli sağanaklara hedef olduğu halde büyüyemiyor. O sert rüzgârlar üşütemiyor. Güneş gittikçe ısıtıyor. Akşamları gurûp, sabahları tulû manzaralarında yine bir ciyadet-i safiye var. Eğer baharın bir kısmını sayfa nakleden yağmurlar dinip de bir ikinci bahara erişecek olursak size bir bahar-ı sani makalesi yazar, zavallı şairi mütesselli edecek bazı ihtarat-ı dostanede bulunurum.
Boğaziçi ahalisi Şirket-i Hayriye'nin tezyid-i esfar edeceğine tezyid-i hasılat için bilet fiyatını artırmaya teşebbüs eyleyeceği haberinden pek ziyade endişe etmektedirler. Bu sene pek çok hane kiraya verilemediği gibi eğer bu türlü teşebbüs dahi vücuda gelecek olursa gelecek sene için daha ziyade bir tedenni hasıl olacağı bedihidir.
Makriköy [Bakırköy] Belediye Bahçesi, edilen ihtimam-ı fevkalade neticesi olarak epeyce donanmış. Mesela kırmızı kına çiçekleriyle, şebboylarla, türlü türlü otlarla tarh edilmiş. Nazar-ı dikkati en ziyade celbeden bir madde var ise o da akasya ve emsali ağaçların sarışın yaprak açmalarıdır. Bir rivayete nazaran arazi kâmilen kireçli olduğu için eşcar kuvve-i nâmiyeden mahrum kalıyor imiş. Bir rivayette de dikilen ağaçlar başka bir cinsten imiş. İnsan bahçeye girdi mi zeminden akseden reng-i ahmer ile baladan vuran reng-i asferden mürekkep bir levn-i mümtezic içinde kalarak kavuniçine müşabih bir manzara-i seyyareye dönüyor. Tahlil-i tayf merakında bulunanlar burayı ziyaret ederlerse müstefit olurlar.
§ Yenibahçe’yi feramuş etmeyelim. Bu sene o tarafları da oldukça şen. Civar ahalisi kamilen oralara yayılarak akşamları tenezzüh etmektedirler.
§ “Dalları bastı kirazı” şimdilik “çiğ bal” bastırdı. Evlerde başı dinç oturmak, çocuk uyutmak, hasta oyalamak, biraz sohbet etmek, halecansız bir saat geçirmek kabil değil. Tablayı başına alan sokak başından kendini verdi mi çın çın öttürüyor. Bir sada ki eskaza Opera Fıransez’de [Opéra français] ötse binanın akustik fennine mutabakatı hasebiyle huzzârın kulak zarları patlar ve sağır yetiştirmek için bir alet ihtira edildiğine bütün Avrupa’yı inandırır. Herifler mütemerrit, muannit, rica bile edilse kulaklarına girmiyor. Biz muhacir arabalarına görünür kaza derken bir de başımıza görünmez kaza çıktı. Bakalım, vişne biraz ucuzlasın. Ondan neler çekeceğiz?