Bahardan Yeni Çıktık
Birbirinden üzgün hikaye kahramanlarım vardı. Ben üzerdim onları ama sonra üzüntülerini paylaşırdım. Önce onlara üzülürdüm sonra kendime. Biri hariç hiçbirinin hikayesi mutluluğa uğramadı, benim içinse melankoli bir tutkuydu. Bir sene sonbahardan bahara dek sürdü bu böyle. Sonra bahar geldi, üzülmek bitti. Üzüntü vardı ama üzülmek yoktu. Çünkü üzülmek bahara ayıp gibi.
Bahar gelince üzülmeyi erteledim. Üstelik öyle erteledim ki hâlâ daha buluşmadık hikaye kahramanlarımla. Bahardan yeni çıktık, gelecek sonbahara kadar buluşacağa da benzemiyoruz.
Ama geçen gün bir hikaye kahramanımla yollarımız kesişti. Önce hayretini yaşamalıyım. Siz hiç hikayesini yazdığınız biriyle karşılaştınız mı? Aynadakinden hariç. Kendi hikayesini değil, sizin ona biçtiğinizi anlattığınız biriyle? Sizin fısıldadığınızı konuşan, tanıdık ama bir o kadar da yabancı biriyle… Hiç karşılaştınız mı? Ben karşılaştım. Gözleri zihnimdekinden daha renkliydi sanki ya da bir tür gerçeğin illüzyonuydu, hangisi inanın bilmiyorum, ilk kez bir hikaye kahramanımla karşılaşıyorum. Düşündükçe tuhaflaşıyor.
Sonra ne üzgün ne eski bir kahraman olduğunu söylemeliyim. Daha bu kış yazmıştım ilk hikayesini. Benim kalemimden çıktığına inanılmayacak kadar mutlu bir hikayesi vardı üstelik, belki hâlâ vardır. Mevsimlerden bahar değildi ya, bir son bile yazdım ona. Son yazdım ama hikaye boşluklarla dolu. Biraz ağır bir kahraman çünkü. Hikayenin ilerlemesi için harekete ihtiyaç varsa da tercihini hep beklemekten yana kullanıyor. Ben de bu yüzden daha ikinci hikayesinde son yazıyorum ona. Sonu belli olsun ki boşlukları doldurmaya hevesim olsun, çünkü biliyorsunuz mutsuz sonlardan korkarım ben. Ama bu hikayede keşfettiğim bir şey var ki mutsuz sonlara üzülmekten daha çok belirsizlikten çekiniyormuşum. Boşluklar yoruyor beni. Artık tamamlamak için hevesim de yetmiyor, kahramanım yerinden kıpırdamıyor ve üstüne üstlük şöyle diyor sonunda:
“Çok daha geç kalabilirdim.”
Keşke karşılaştığımızda ona bundan bahsedebilseydim. Neden Newton’u bu kadar benimsedin, diyebilseydim. Kimi kime şikayet ediyorum? Neticede ne o benim hikayemi yaşıyor ne de benim hikayem gerçek. Belki de böylesi daha iyi. Kalem benim elimde, gidişat da son da tek bir tuşa bakıyor.
Neyse ki bahardan yeni çıktık.