Make money doing the work you believe in

MÜZE, "SELFIE" ÇEKİLECEK BİR LUNAPARK DEĞİLDİR!

Avrupa'ya gidiyorsunuz, Louvre'un kapısında kuyruğa girip Mona Lisa'nın önünde koştur koştur fotoğraf çekiliyorsunuz. Sonra "Ben müzeyi gezdim" diyorsunuz. Hayır efendim, siz müze falan gezmediniz; siz sadece o şaheseri kendi egonuza dekor yaptınız! Bakınız, bir müzeye elinizi kolunuzu sallayarak, "İçeride ne varmış bir bakayım" diye girilmez. Müze gezmek bir mesaidir, bir ihtisastır. Girmeden evvel okuyacaksınız! O müzede hangi dönemin eserleri var, o ressam hangi akımın temsilcisi, o heykel hangi imparatora ait... Bunları bilmeden o koridorlarda yürürseniz, o muazzam mermerler size sadece "eski bir taş", o tablolar sadece "boyalı bir bez" olarak görünür. Ben turist kafileleri görüyorum; rehberin arkasına takılmışlar, ellerinde telefon, her gördükleri vitrini çekiyorlar. Zinhar! O telefonu cebinize koyun. Eserin fotoğrafı zaten kitaplarda, internette en yüksek çözünürlükte var. Sizin oraya gitme amacınız, o fırça darbesini çıplak gözle görmek, o mermerin üzerindeki çekiç izini hissetmek, o dönemin ruhunu solumaktır. Ekrana bakarak müze gezilmez, göz terbiyesi böyle yapılmaz. Bir müze 2 saatte gezilmez. Büyük müzeler bölüm bölüm, günlerce gezilir. Yorulduğunuz an çıkacaksınız. Zihin dolduğunda göz artık görmez olur, bakıp geçersiniz. Bu da o eserlere yapılan büyük bir saygısızlıktır. Bir sonraki yurt dışı veya yurt içi seyahatinizde telefonunuzu çantanızda bırakın. Gidin, tek bir tablonun veya bir lahdin önünde 15 dakika durun. Sadece izleyin ve düşünün. Aradaki o muazzam derinlik farkını anlayacaksınız.

İLBER ORTYALI

Mar 6
at
8:14 AM
Relevant people

Log in or sign up

Join the most interesting and insightful discussions.