Cuma akşamı bir konuşmaya katılmıştım Jean Jack Rousseau üzerine. Konuşmacı Rousseau’nun çağının çok ötesinde ileri görüşlü biri olduğundan bahsedip kısaca insanı nasıl dönemlere ayırdığına, eğitim anlayışına, kitabın bölümlerine de değindi. Bir eğitimci olarak henüz okumamış olmaktan hem utandım, hem de öğrendiklerimden heyecan duyup hemen kitabı edinmeye karar verdim. Öğretmenlik uygulaması dersimde okuyabileceğimizi düşünüp öğrencilerimle de paylaştım bugün Emile’yi. Schooling of the World belgeselini izleyeceğiz bir de. Modern eğitim (!) bakalım nasıl etkilemiş yerli halkı? Bu arada bu modernlik meselesine de biraz takığım.
Şimdi yeri gelmişken şunları da ekleyebilirim buraya o günkü hatırladıklarımdan: biliyoruz ki aydınlanma akla ve bilime önem veriyor. Rousseau ise aydınlanma içinde ona karşıt fikirler ileri sürmüş. O çağdaşlarının aksine insanı bir akıl varlığı yerine duygu varlığı olarak ele almış ki bu işte bende onu tanıma isteği uyandırdı. Ve aklın, bilimin insanların sonunu getireceğini ileri sürmüş. Evet canım modernlik…Büyüksün Rousseau.
Ah bakın bizim şu “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözü de onun genel irade kavramına dayanıyormuş. Atatürk Rousseau’dan oldukça etkilenmiş başka birçok isim gibi. Çok iyi bir hatip olduğu için de insanları bu kadar etkilemiş olabileceğini söylemişti konuşmacımız. Cesur ve anarşik de.
Rousseau küçük yaşta anne-babasız kaldığı için bağlanma problemleri yaşamış. Herkesin onu terk edeceği düşüncesiyle, “nasılsa dadım beni terk edecek” deyip dadısını önce kendisi terk etmiş. Bu yüzden özgürlük onun için çok temel bir kavram olmuş. Ah guzum.
Tarzını çok beğendiğim bir hocam asistanlığını yaptığım bir dersinde bir kitap önermişti. Ölümü üzerine düzenlenen anma töreninde yakın arkadaşı olan bir hoca da kızına ilk önerdiği kitabın o olduğundan bahsetmişti. Sayesinde varlığından haberdar olduğum bu kitabı ben de dün sevdiceğime önerebildim. O yüzden tüm bunların çok önemli olduğuna inanıyorum. Hiçbir şey boşa değil. Bir yerde öğrendiğin belki sana çok başka bir ufuk açabiliyor. Ve o da bir başkasına. Bu böyle bir döngü. Nihayetinde hepimiz birbirimize bağlıyız. Yine akşam katıldığım seminerde öğrendiğim “Sınırsız Zihin” kitabını da attım hemen öğrencilerime. Bakalım neler öğreneceğiz 🙃